[Dernek sayfasına dönmek için tıklayınız]
 


MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE'DE

"Dear sirs,you may see an exceptional genius in centuries.It is very unfortunate for us that the great genius of this era came up from the Turkish nation.There was nothing to be done against the brilliance of Mustafa Kemal"
Türkçeye tercüme edersek; "Baylar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi"

1922 de İngiltere başbakanı Llyod George’nin İngiliz parlamentosunda söylediği söz ile Mustafa Kemalin Çanakkale savaşındaki yerini ve savaşın kaderine nasıl tesir ettiğini anlatmaya başlayacağım. Mustafa Kemal diyorum çünkü henüz yarbay rütbesi ile Osmanlı ordusunda olan binlerce rütbeli subaydan bir tanesidir ki Çanakkale Savaşı ile yıldızı parlayacak.

Birinci dünya savaşı başladığında Mustafa Kemal yarbay rütbesi ile Sofya da ateşeimiliter olarak görev yapıyordu.Israrla orduda aktif görev almak için müracaat ediyordu, önce şöyle bir cevap aldı; "sizin için orduda daima bir görev vardır,fakat Sofya ataşeliğinde kalmanız önemli görülmektedir ki sizi orada bırakıyoruz". Bu cevaba karşı Mustafa Kemal söyle cevap verdi; "Yurdun savunmasından daha önemli bir görev olamaz ,arkadaşlarım savaş cephesinde, ateş hattında bulunurken ben Sofya da kalamam, eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden yoksunsam,lütfen açık söyleyiniz". Uzun süre cevap gelmedi. 20 ocak 1915 tarihinde 5.ordu 19.Tümen komutanı olarak atandığına dair telgraf geldi ve acilen İstanbul’a gelmesi isteniyordu. İstanbul’a gelen M.Kemal harbiye nezaretinde eş zamanlı Sarıkamış’tan dönmüş Enver paşadan randevu aldı. M.Kemal ile Enver paşanın hiç arası yoktu, çünkü İttihat ve terakki partisinden ters düşmüşlerdi. Mustafa Kemal 1909 da İttihat terakki kongresinde ters düşen iki fikir öne sürmüştü, birincisi memleketin her yanını savunmak yerine misakı milli sınırları çizilsin ve gücümüzü buralarda harcayalım, 2.si ordudaki subaylar kesinlikle siyasetle uğraşmayıp asli görevlerini yapsınlar şeklinde idi. Bu fikirler o zaman kabul görmüyordu. Ayrıca Enver paşanın söyle bir özelliği vardı, orduda kimsenin sivrilmesini ve kendisine rakip olmasını istemiyordu.

İstanbul da 19.tümenin varlığına dair bir ipucu bulamadı, Tekirdağ da aramasını söylediler, gitmeden evvel  5.orduya yeni atanmış komutan mareşal Liman von Sanders’in huzuruna çıktı. Liman von Sanders son derece sert ve otoriter bir komutandı, Enver bile ondan çekinirdi ,bu yüzden onu 5.orduya atayıp genelkurmaydan uzaklaştırmıştı. Mustafa Kemal liman paşanın kurmay başkanı albay Kazım(Diyarbakırlı)nın yanına gitti, o da 19.tümeni bilmiyordu ve Liman paşanın yanına çıktılar. Konuşma şöyle devam etti.
- "Sofyadan ne zaman geldiniz",
- ”Dün”
- "Hala Bulgarlar bizim yanımızda savaşa girmeyecekler mi?"
- ”Benim gördüğüme göre girmeyeceklerdir."
- ”Niçin"
- ”Benim anladığım Bulgarlar iki ihtimalden biri gerçekleşmeden önce savaşa girmezler. Birincisi Alman ordusunun başarılı olacağına kanaat verecek açık kanıtlar görmedikçe, ikincisi savaş hali kendi topraklarına temas etmedikçe."
Liman paşa çok öfkelendi sağ yumruğunu sıkarak ve yukarı kaldırarak güldü ve ekledi;
- "Bulgarlar hala Alman ordusuna güvenmiyorlar mı?"
- “Hayır ekselans”
Bu cevap Liman paşayı daha da kızdırdı,kıpkırmızı oldu,
- "Siz ne kanaattesiniz?"
- “Bulgarları düşüncelerinde haklı görüyorum”.
Bu konuşmayı hiç kimse komutanı ile yapamaz hele Liman von Sanders paşa ile. Liman M.Kemal'i kolaylıkla harcıyabilirdi, fakat hiçbir zaman öyle yapmadı. Zaman da M.kemalin ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu. Liman zaman içinde M.Kemali iyi tanıyacaktı.

2 şubatta Tekirdağa gelip olmıyan tümenini kurmaya başladı. 57. alayın tamamı Türklerden oluşuyordu. 77.alay ise büyük çoğunluğu Halepli Araplardan oluşuyordu. 22 şubatta aldığı emirle birliğini Ecebata getirir. Ve 18 nisanda 19. Tümen liman paşanın emrinde ordu yedeğine alındı. Mustafa Kemal verdiği raporlarda çıkartmanın Anafartalar, Alçıtepe ve Kocaçimentepe bölgelerine yapılacağını rapor etmiştir. Liman paşa aynı fikirde değildi, çıkartmanın Saros körfezine yapılacağını ve hedefinde Bolayır olacağını düşünüyordu, bu yüzden 2 tümeni de bu bölgede tutuyordu, 5.  Ve 7. Tümen Liman paşanın yanında, 3 ve 11. Tümen de Anadoluya yapılacak çıkartmayı karşılayacaktı. 25 nisanda gerçek çıkartma Seddülbahir ve Arıburnu tarafına yapıldı ve bu bölgeyi savunmak sadece 9.tümene kaldı. 25 nisanda çıkartma başladığında 19.tümene bağlı 57.alay tatbikat için sabah 5 de hazır oluyordu.

KADER ANI,DOĞRU YERDE DOĞRU ZAMANDA BULUNMAK…Bomba seslerini duyan Mustafa Kemal tümenin süvari bölüğünü Kocaçimentepe'ye gönderdi kendisi de 57. Alayla beraber CONKBAYIRI ve kocaçimen tarafına doğru yola koyuldu. Kolordu komutanı Esat paşa çıkarma haberi ile birlikte Liman paşayı telefonla arayıp bulamamış bir araba ile Liman paşayı Sarosta aramaya koyulmuştur. Mustafa Kemal de emir almak için liman paşayı arayıp bulamadığı için o devir askerlikte yapılmıyacak bir şey yaparak İNSİYATİF kullanmaya karar vermiş ve savaşın KADERİNİ DEĞİŞTİRMİŞTİR sabah 5 den ihtibaren Arıburnu'na çıkan anzakları karşılayacak sadece 27 alay vardı o da Arıburnu'nun Kabatepe tarafında idi Conkbayırı'nda küçük bir kuvvet vardı, 27.alayın  2.taburu, bu tabur Mustafa Kemal Conkbayırı'na 9.00 da geldiğinde cephanesi bitmiş mevcudunun büyük bir kısmı şehit olmuş halde peşlerinde Anzaklar olduğu halde geri çekiliyorlardı. Mustafa Kemal önden hızlıca geldiğinden geri çekilen bu askerlerle karşılaşmıştı. 57.alay 15 dakika geride idi,komutan askere müdahale etti onlara düşmandan kaçılmaz dedi ve süngü tak ve siper al komutu verdi. Böylece tepeye doğru hücüm eden anzaklar durdular. Burada Musatafa Kemal" SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM,SİZLER ÖLÜRKEN ARKAMIZDAN GELECEKLER VATANI KURTARACAKTIR". İşte o zaman 57.alay yetişti ve Conkbayır'ında düşmanı durdurdu.

Mustafa Kemal yine İNSİYATİF kullanıp 25 nisan gecesinde sağ kanat 57.alay sol kanat 27 alay(9.tümene bağlı) ve 77.alayı Arı burnu istikametinde hücuma kaldırmış, 72 alayı yedek tutmuş, böylece düşman dar bir kıyı şeridinde hapis kalıp, aldıkları tepeleri de geri vermişlerdir. Anzak komutanı general Birthwood geri çekilmek için komuta merkezine ısrarla baskı yapmıştır. Tahliye mümkün olmadığından genel komutan general Hamilton yerinizi koruyun, siper kazın komutu vermiştir. Böylece Çanakkalede siper savaşları başlamıştır.

Mustafa Kemal 15 nisandan 16 mayısa kadar hiçbir görevi olmadan tek başına Arı burnu cephesine kumanda etmiştir. Kumanda yeri olarak seçtiği yer bugün Kemalyeri olarak anılmaktadır, anısı da şöyledir; kolordu kurmay başkanı yarbay Fahrettin(Altay) takmıştır, Mustafa Kemal'e soruyor; ordu karargahınızı buraya mı kurdunuz, o da evet der, peki bir ismi varmıdır, yoktur der, henüz pek çok tepenin isimleri yoktur, Fahrettin bey de Kemalyeri olsun der ve askeri yazışmalarda bu tabiri kullanır. Bu süre zarfında 9.tümen rahatlamış ve seddülbahir cephesine yoğunlaşmıştır. 30 nisanda Mustafa Kemal gümüş liyakat madalyası almıştır.

11 mayısta Enver paşa, Liman paşa, Esat paşa Kemalyeri'ne gelerek Mustafa Kemal'in görüşlerini almışlardır, M.Kemal Anafartalar tarafını işaret ederek buranın çok tehlikede olduğunu hiç müdafi kuvvet olmadığını söylediği zaman Liman paşa M.Kemalin omzuna dokunarak siz merak etmeyiniz bir şey olmaz demiştir, ve kısa süre sonra ne kadar haklı olduğu çıkmıştır. 17 mayısta Arıburnu komutanlığından alınıp tekrar 19.tümene verilmiştir ve Esat paşaya (kuzey kolordu)(Enver ziyareti sonrası) 19 mayıstaki Arıburnu genel taarruzuna 16.tümen, 2.tümen, 5.tümen, ve 19.tümen katılmıştır, Mustafa kemal yine Conkbayırı'ndadır. 19 mayıs taarruzu büyük kayıplarla sona ermiş, her iki tarafında hiçbir kazancı olmamıştır.

Ağustos başlarında İngilizler Seddülbahir  ve Arıburnu cephelerinden bir ilerleme olamıyacağını anlamışlardı. İngiltere savaş bakanlığının kararı ile Çanakkale komutanı general Hamilton Anafartalar, Suvla ve Tuzgölü civarına büyük bir çıkartma planladı ve bu harekata üç yeni tümenle katılmaya karar verdi. Ve Türklerin dikkatini başka yönlere çekmek için Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde çıkartmanın yapılacağı gün çok şiddetli taarruz planladılar,yani 3 cepheden saldırılacaktı. 40 bin kişi Seddülbahir cephesinden, 37 bin kişi Arıburnu cephesinden ve Suvla'da da ilk etap 25bin kişi karaya çıkacaklardı, tarih olarak 6 ağustos günü tespit edildi. Mustafa Kemal bu çıkartmayı tahmin etmişti ve defalarca Kuzey grubu komutanlığını(Esat Paşa) ve kurmayları yazılı ve sözlü 1 hazirandan 9 hazirana kadar uyarmıştı ancak uyarıları dikkate alınmadı ve oradan bir harekat olmayacağı bildirildi. Çıkartma hiçbir dirençle karşılaşılmadan yapıldı,aynı anda da Anzak kuvvetleri yandan dolaşarak Conkbayırı ve Kocaçimen mevkilerine saldırıya geçtiler. Burası zaten M.Kemal'in müdafaa ettiği bölge idi. Fakat Anafartalar'da İngilizler büyük bir komutan hatası yaptılar Anafartalar cephesine eski kuşak, o dönem modern harp kurallarına yabancı, ve yaşlı bir komutan olan general Stopford getirildi ve çıkartma yapılınca ordusuna saldırı emri verip boş hedefleri işgal ettirecek yerde orduya istirahat verdi ve ağır teçhizatın ve topların kıyıya çıkartılmasını bekledi. Bu Türk ordusuna bölgeye kuvvet yığmak için en az 24 saatlik süre verdi.

Bu arada Anafartalar'a verilen Türk komutan albay Ahmet Fevzi bey Liman paşanın ısrarla taarruz emretmesine karşın ordunun yorgun ve hazır olmadığı bahanesi ile taarruzu yaptırmadı, uzatmalara rağmen taarruza geçirmedi. Liman paşanın kati taarruz emri uygulanmayınca  görevden alınarak görev Albay Mustafa Kemal’e verildi .

Durumun ciddiyetine karşın cephenin tek elden idare edilmesi gerektiğini Mustafa Kemal ordu komutanlığına bildirdi, ve bütün komuta ettiğiniz kuvvetleri buyruğum altına verilmelidir dedi. Ordu karargahından çok gelmez mi sorusuna da az bile gelir cevabı verdi. Böylece Mustafa Kemal Conkbayırı-Kocaçimen bölgesi dışında bütün Anafartalar bölgesinin ordu komutanı oldu. Bu ancak çok tecrübeli bir generalin üstesinden geleceği bir görevdi. Böylece Mustafa Kemal yeni cephede karaya çıkmış olan 60 bin kadar olan İngiliz kuvvetlerine kök söktürdü ve 1.Anafartalar savaşı 6-10 ağustos ve 2. Anafartalar savaşı 21-27 ağustos savaşlarını kazanarak adını tarihe Anafartalar kahramanı olarak yazdırdı günlerce uykusuz kaldı bazen 3 gün boyunca uyumadığı oldu. Cephenin her açığını tespit edip müdahalelerle durumu düzeltti. Yaptığı taarruzlarla İngilizlere çok zor zamanlar geçirtti. 11 aralıkta hastalığı sebebiyle ile Enver paşanın bütün engellemelerine rağmen  ünlü bir general olarak İstanbula döndü.

İngilizler Çankkale'de öyle bir ders aldılar ki bir daha Kurtuluş savaşında bile Mustafa Kemal paşanın karşısına çıkmadılar.

Tümer Uprak
20 Mart 2017


 

[Dernek sayfasına dönmek için tıklayınız]